|
Köyümüzün ilkokulunda başladığımız öğrenimimiz mevcut şartlarda yeterli sayılabilecek durumdaydı. Ancak, Ortaokul ve Lise öğrenimimiz için her gün Hanak merkezdeki okula gitmek için 12 km yol yürümek zorundaydık. Kışın tipide boğulma tehlikeleri atlatık. Aç kurtların insanları yediğini duyuyorduk. Büyük zorluklara gittiğimiz okulumuzda, önemli derslerimiz boş geçiyordu... Öğretmenimiz yoktu... Batıdan gelen öğretmenlerimiz Devrimci kardeşlerimizin "Devlet Nedir" Sorusunu bilemedikleri için memleketlerine döndüler... Bazı öğretmenlerimiz de ders kitaplarını gereksiz görüp bize başka kitaplar tavsiye ettiler... Kemerimize taktığımız bir defterle Mezun olduk liseden...
Liseyi bitirdikten 4 yıl sonra; içimdeki okuma aşkıyla ve Ankara'da oturan ablamın katkısıyla dershaneye gittim. İyi bir dershaneye başladım. Anlatılan konulardan hiçbirşey anlamadığım için diğer dersaneleri dolaşıp, zayıf grupların olduğu başka bir dershande kendime uygun sınıf buldum. Burada da konulara sıfırdan başlanmadığını anlayınca, eski kitapçıları dolaşıp tüm lise kitaplarını alıp yeniden okudum. Yoğun bir çalışma sonucunda önce 2 yıllık bir okul kazandım. Ankara'da 4 yıllık bir okul okuma arzumla tekrar dergilerle çalışıp, Gazi Üniversitesini kazandım.
Yıllar sonra karşılaştığım Lisedeki sınıf arkadaşlarım Üniversite kazandığıma inanmakta zorlandılar. Çünkü, Lisede sıradan bir öğrenci olmamın yanında bizim dönemimizin Lise Birincisi dahi iyi puan alacak durumda değildi...
Bizim kuşak zorluklarla mücadele ederek; hayata karşı daha dirençli oldu belki de... Çünkü,Köyümüzden ve bölgemizden Okul veya iş hayatında önemli başarı sağlayanlar oldu...
Bizim kadar olmasa da, bu zorlukları bugün de yaşayanlar var. Doğuda bugün de, eğitim önemli bir sorundur. Sınavlarda hala doğu illeri son sıralarada yer alıyor.
Bu zorlukları aşıp iyi şartlara kavuşanlar, zorluk çekenlere el atmak zorundadır.
Büyük zorluklar yaşadığımız ancak; doğal güzelliklerine de doyamadığımız ARDAHAN dan görüntüler...
Çocukluk hayallerimizin KRAL makinaları karsavuranlar, açmak için geldiği yolu bulmakta zorlanırdı...
KÜÇÜK ANI
Lise yıllarında (1976-77 olabilir) korkunç tipinin estiği bir Cumartesi sabahı uykudan uyandığımda;sobanın başında komşu köyden (Güneşgören) sınıf arkadaşım Oğuz'u buzlar içinde karşımda görünce şok geçirmiştim. Bizim evde, sabahın köründe ne işi var diye. Biraz ısınınca hikayesini anlattı. Cuma günü İlçedeki okuldan köyüne dönerken tipinin etkisiyle yolunu kaybetmiş, sabaha kadar yürümüş ve bizim evin yakınında bitkin ve donmak üzeryken annem farkedip kurtarmıştı...
Sevgili Oğuz, birilerine inanılmaz gelecek bu olay bizim gerçeklerimiz. İznin olmadan bu anıyı buraya sıkıştırdım. Senin dayanıklılığını da büyük hayranlıkla hatırlatır bu olay bana... Nerede yaşadığını ve neler yaptığını bilmiyorum. Umarım bir gün görüşürüz.
|